BİR GÖNÜLLÜ OKUL:
İFSAK 50 YAŞINDA
İbrahim Akyürek
İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) bu ayın sonunda 50 yaşını tamamlayacak.
Dernek, 24 Aralık’da İTÜ Maçka Tesisleri’nde 50.yılını bir toplantıyla kutladı.
Üniversite eğitimi için gittiğim İstanbul’da İFSAK’ı bulmak zor olmadı. Ablamın çalıştığı Karaköydeki vergi dairesinin yakınlarında kocaman bir işhanında tek gözlü odada İFSAK barınıyordu.
O zamanlar yalnız Pazartesi ve Perşembe günleri açık olan dernekte ilk unutmadığım görüntü bir yandan üyelerin birbirlerine çalışmalarını gösterirken, bir başka erkek üyenin demlediği çayları dağıtmasıydı...
Üye olduğum zaman (1974), kuruluş yılı 1959 olan İFSAK 15 yaşında idi. Daha sonra yönetim kurulu üyesi olarak 25.Yılını özel amblem ve programla kutlamıştık. On yıl önce de İFSAK 40.Yıl Kitabı için oluşturulan ekibin içinde yer almıştım.
İFSAK’ın ilk yönetim kurulu karar defterlerini karıştırdığım zaman aklıma takılan iki bilgiyi nasıl unutabilirim:
İFSAK’ı, Sümerbank Eminönü şubesinde çalışanlar kuruyor. Kuruculardan biri, dernekleşme gerekçeleri arasında yabancıların attığı son kullanım tarihi geçmiş filmleri toplamaktan kurtulmak olarak açıklıyor. Yani bir çeşit “amatör dayanışma” dernekleşmenin gerekçesi oluyor.
Kışın yapılan bir yönetim kurulu toplantısı ise ortamın aşırı soğukluğu nedeniyle iptal ediliyor ve bu karar metinleri arasında belirtiliyor.
Ülkenin toplumsal gerilimi kendi halindeki bir fotoğraf derneğini etkilemez mi?
Üniversitede öğretim üyesi olarak kalabilmek için Yani Kaini olan ismini Yılmaz Kaini olarak değiştiren üyemizi 70’li yıllarda anlamak sadece şaşırma düzeyinde idi bende.
Gazetecilik mezunu Sarkis Baharoğlu’nun “Selçuk” olarak çağrılma endişesini, daha sonraları Ara Güler’in yanında kısa süre asistanlık yaptıktan sonra Amerika’ya gidişine ne dersiniz…
Yugoslav göçmeni Kazım’ın, göçmenlik acısını örtmek olarak açıklayabildiğim sosyalistlere nefreti de içeren “vatanseverlik” gösterilerine ne demeli:
Pablo Neruda adına düzenlenen fotoğraf yarışmasına ait, panoya tutturulmuş duyuruyu derneğin tuvaletine asması. Bir dia gösterisinde dönemin “toplum polisi” başlıkları ile koyunların sırtlarının gözüktüğü fotoğrafları peşpeşe gösteren İsa Çelik’i savcılığa jurnallemesini. Fransız Kültür Merkezi’nde yapılan İFSAK etkinliği ile o sıralarda Fransayla yaşanan “Ermeni Sorunu” arasında öfkeli bir bağlantı kurup, Fransız toprakları sayılacak o yerde İFSAK’ın ne işi var, anlamında dernek başkanı olan bana efelenmesini. Sonra kendi özel gösterisini yine o merkezde yapmasını; “Türk bayrağını oraya dikmek” olarak gerekçelendirmesini.
Sekiz yıl dernek başkanlığı yapan, evine bile İFSAK işi götüren çok çalışkan, çok kendi “ben”ine düşkün başkanımızın “Atatürkçülük” gösterilerine ne demeli…
12 Eylül Askeri darbesini; “askerlerimiz en iyisini bilir” akıl yürütmesi ile karşılayan, Cunta Reis'i Kenan Evren’e mektuplar postalayıp “kapatılan derneklerin, sendikaların teksir makinası, daktilo, çelik dolap” gibi malzemelerini İFSAK için isteyen, derneğin düzenlediği uluslararası bir sergi açılışına cuntayı olduğu gibi davet eden Cumhuriyet Gazetesi okuru, yazarı Bizim Başkan bugün bile süren “darbe” tartışmalarında yolumuzu aydınlatmıyor mu? Bu arada; Aziz Nesin; cuntaya karşı aydınlar dilekçesini imzaya açmış, bu arada Biz, zamanın güçlendirdiği tutkuyla fotoğraf profesörü olan “çağdaş-laik” Başkanımızın bu metni imzaladığını sanmışız safçasına…
Bu yazının sonuna ; dernekleşmenin, örgütlenmenin yararı üzerine söylenebilecek bir söz ekle deseniz ; “insanın düşüncelerini, alışkanlıklarını, huylarını toplum içinde sımaya açmak olarak “ özetleyebilirm. Bu sınama sürecinin farkında değilseniz iyi ya da kötü huylarınızla o kuruma yararlı bile olsanız etkiniz, fikriniz, çabanız kalıcı olmuyor.
Daha da önemlisi, bir araya getirdiği insan topluluğu ile size sınanma ortamı sunan örgütün size yararı olmuyor. Sizde değişme, sorgulama sancısı, farkındalığı yaşatmıyorsa o gönüllü birliktelik; siz, eğreti tutkularınız, iç sıkıntınız için o birlikteliği kullanıyorsunuz anlamına geliyor.
Çoğunluk bugün bile sanır ki; en tepesi erkeklerden oluşan dernekler, partiler, topluluklar, gizli-açık örgütler fikir ayrılığı yüzünden birbirinin içinden ürer.
Keşke çok önemli neden fikir ve ayrılığı olsa.
25 Aralık 2009