HKP, Suç duyurusunda bulundu..

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Zonguldak’ta sit alanı olan Fener Mahallesi’ndeki arazinin TTK tarafından TÜGVA’ya verilmesi konusunda yargıya taşıdı.
Halkın Kurtuluş Partisi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı marifetiyle Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’na Tügva Genel Başkanı İsmail Emanet, Tügva Zonguldak İl Temsilcisi Murat Yılmaz, Türkiye Taş Kurumu Genel Müdürü Kazım Eroğlu, Hazine Müsteşarlığı ve Daire Başkanı Ömer Cihan, Bakanlık ve MTA Genel Müdürü Cengiz Erdem hakkında Görevi kötüye kullanma, Görevinden kaynaklı kişi ve kurum kayırma, bilerek ve isteyerek kamu zararına sebep olmak, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılığa neden olmak ve Nüfuz Ticareti’nden dolayı suç duyurusunda bulundu.
HKP’den yapılan o açıklama:
 Sanal zorbalığa maruz kalanlara 
 dernek desteği geliyor: 
 'Siber Saygı Derneği' 
"Derneğimizin amacı siber alanda kişiler arası evrensel saygı ve özgüven ortamının oluşmasını sağlamak. Normal hayatta nasıl hareket ediyorsak bunu internet ortamına taşımak istiyoruz. İnternet ortamında insanlar kişisel zorbalık ve hatta tacize maruz kalabiliyor. Bizim canlı destek hattımızı anonim bir biçimde isimlerini vermeden arayabiliyor insanlar. Hem hukuksal olarak yardım alabilirsiniz hem de psikologlarımızdan tavsiye alabilirsiniz. Bu saldırılara uğrayanların da sonrasında yapabileceği şeyler konusunda tamamen gönüllü bir biçimde destek vermeye çalışıyoruz."
      
https://tr.sputniknews.com/yeni-seyler-rehberi/201807161034339154-sanal-zorbalik-dernek-destegi/

Çaycuma 19-20 Temmuz

Maden Müzesi / Asma Yolunda...





    
Zonguldak Maden Müzesi, Çınartepe Mahallesi, Bülent Ecevit Caddesi No:170 Zonguldak Merkez'de yer almaktadır. Müzemiz Pazartesi günleri hariç her gün 08.30-17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır. Müze gezisi ücretsizdir.
     
https://www.facebook.com/zonguldakmadenmuzesi/

Eylülart

Zonguldak - Ankara Karayolu Üzerinde, Şehir Merkezine 3 Km...

Dayanışma

SergiOdası'ndan "pat pat"lı kütüphaneye kitap desteği
Zonguldak SergiOdası, Ordu'nun köylerini dolaşan gezici kütüphaneye gençlik kitapları desteğinde bulundu.
Ordu'nun Ulubey ilçesinde farklı okullarda 18 yıldır öğretmenlik yapan Ayşe ve Alpaslan Çalışkan çifti, kaymakamlık tarafından yürütülen "Kütüphane Her Yerde, Sen Yeter ki Okumak İste'' etkinliğine destek amacıyla köylerdeki çocuklara kitap ulaştırmaya karar verdi.
Yaz tatilinde, bölgedeki çocukların kitap okuma fırsatı bulamadığını belirten öğretmenler, "Bütün çocuklar aileleri ile köylerine gidiyordu. Çocukların ilçe merkezine dönmeleri de çok zor oluyordu. Bundan dolayı böyle bir işe imza atmak istedik" dedi.
Bölgenin dağınık ve engebeli arazi yapısının yanı sıra çocukların dikkatini çekebilmek için ulaşımda "pat pat" kullanmaya karar veren çift, aracın kasasına  kitaplık yaptırdı.
SergiOdası, konuklarından gelen kitap bağışlarını kitap kampanyalarında değerlendiriyor. Bugüne kadar ülkemizin otuzu aşkın noktasına kitap paketleri gönderildi.

                

Zonguldak-Ankara yolu üzerinde (gaca yolundan giden eski yol), Merkezden arabayla 20 dakika...

  Polisten Somalı ailelere:  
Gidin yoksa sizi süpürürüz
Somalı aileler bugün saat 12.00'de de Ankara'da HSK önünde açıklama yapacaktı. Ancak ailelerin aracı Eskişehir yolu girişinde polis tarafından durduruldu. Ailelerin aracı polis tarafından otogara yönlendirildi. 
Otobüsle HSK’ye yakın bir noktaya gelen aileler, ellerinde kaybettikleri işçilerin fotoğrafları ve isimleri olan bir pankart açarak yürüyüşe geçmek istedi. Ancak polis, valilik izni olmadığı gerekçesiyle açıklama yapmalarına izin vermedi. Bunun üzerine arbede yaşanırken, polis Somalı ailelere ve avukatları engelledi. Ardından biber gazıyla kitleye ve gazetecilere müdahale etti. Bu sırada bir polis amirinin “Otobüse binin gidin yoksa sizi süpürürüz” dediği duyuldu.
http://sendika62.org/2018/07/soma-anneleri-hsk-onunde-dayanismaya-gelenlere-polis-saldirdi-502928/#prettyPhoto
     
https://www.artigercek.com/somali-ailelere-ankara-da-polis-mudahalesi 
Ankara’da Somalı ailelerin Madenci Anıtı’nda yapacağı açıklamaya polis plastik mermi ile saldırdı
                  
Boykot etmeli ama nasıl
Özgür Gürbüz   Birgün 
Boykotlar tutmaz deyip kestirip atmayın. Sorun boykotta değil bizde. Çoğumuz başkalarının bizim için her sorunu halletmesini bekliyoruz; böyle alışmışız. 24 Haziran seçimi üzerinden bir örnekle anlatayım. Seçim sonrasında özellikle CHP’yi eleştiren yüzlerce sosyal medya paylaşımı okuduğunuza eminim. Bu insanların çoğunun CHP’den rahatsız olsa da partiyi değiştirmek için örgüte katılmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Rakamlar ortada. CHP’nin aldığı oy sayısı 12 milyon 111 bin, üye sayısı ise 1 milyon 200 bin. Oy sayısı üye sayısının 10 katı. AKP’de ise oy sayısı 23 milyon 681 bin, üye sayısı ise 10 milyona yakın. AKP’ye oy verenlerin yarısı hâlihazırda parti üyesi. Muhalefetin her alanında durum böyle. 16 yıllık kalıcı bir düzeni yıkmak istiyorsunuz ama bunu, işleyişini, çalışma düzenini, kadrolarını bilmediğiniz partilerde bir günü eğitim toplam iki gün çalışıp sandık görevlisi olarak yapabileceğinizi sanıyorsunuz. 
Büyük başarılar fedakârlık, sabır ve davaya bağlılık ister. Boykotlar da öyle. Bugün Türkiye’de boykotların işe yarama şansını azaltan en büyük faktör başkalarından bekleme ve kolaycılığımız. Yoksa ETS Tur’un sahibi, müşterilerinin büyük bir bölümünün muhalifler olduğunu bilmesine rağmen, boykot edilmekten korkmadan hükümette yer alır mıydı? Keyfimizi bozmadan, dünyayı değiştirmeyi istemek gerçekçi değil. Bizim de özeleştiri yapma zamanımız geldi, ertelemeyelim.
https://www.birgun.net/haber-detay/boykot-etmeli-ama-nasil-223364.html 
                

Dergi

SAHAFLAR BURADA

Teşekkürler!

Zonguldak’ın edebiyat çevrelerinde tanınmış isimlerinden Çelikel Lisesi Edebiyat Öğretmeni Şenay Özçelik Kaya Aydın’a atandı. Şenay Öğretmenin atanması ise arkadaşları arasında üzühntü yarattı. Bu konuda gazetemiz yazarlarından ve şiir sayfamız editörü Gülden Işık şunları yazdı:
Kentimiz kütüphanesinden bir çağrı gelirdi her ayın son haftasına. Sözlerin pınarınaydı bu çağrı. Susadıkça değil, kandıkça içilen kitap dünyası elimizin altında olsa da, fark etmeyi unuttuğumuz uzaklıkta olurdu bazen. Hatırlardık susadığımızı. Buluştukça derya olurdu sözlerin damlası;anlatan yüreğin dilinde çağlardı içildikçe. Zaman zaman birikmeye çekilirdi. Özlerdik. Çelikel Lisesi edebiyat öğretmeni Şenay Özçelik Koca'ydı bu pınar.
http://www.halkinsesi.com.tr/zonguldak/senay-ogretmen-aydina-atandi-h41978.html 
               

Kültür bunun neresinde?

                 MEHMET NURİ ERSOY
Kültür ve Turizm Bakanı
Türk turizm sektöründe 25 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Etstur’un Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nuri Ersoy, 1968 İstanbul doğumlu olup evli ve iki erkek çocuk sahibi. Alman Lisesi’nde öğrenciyken düzenlediği tur organizasyonlarıyla turizm sektörüne giriş yapan Ersoy, İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nde öğrenim gördü.
Etstur’un ardından 2000 yılında kurduğu Voyage Otelleri, 2001’deki girişimi Didimtur, 2006'da açtığı Jetset ve Ucuzabilet ile turizme pek çok marka kazandırdı. Ersoy, 2011’in Mayıs ayında hizmet vermeye başlayan oteli Maxx Royal Belek ve akabinde açılan Maxx Royal Kemer ile turizm dünyasında yepyeni bir anlayışın mimarı oldu. Aynı zamanda Akdeniz’in en iddialı golf sahalarından Montgomerie Maxx Royal’i bünyesinde bulunduran tesis, 2013 yılından bu yana dünyanın en prestijli turnuvalarından biri olan European Tour Turkish Airlines Open finallerine de üst üste 3 yıl boyunca ev sahipliği yaptı.
2012 yılında cruise sektörüne yatırım yaparak Türkiye’nin tek cruise gemisi işletmecisi olan Ersoy, 2017 yılında online rezervasyon platformu Odamax.com’u hayata geçirdi. Odamax.com ile dünyanın dört bir köşesinden 200 bine yakın tesis için rezervasyon hizmeti sağlamaya başladı.
http://www.kultur.gov.tr/TR,96129/bakanimiz.html 
               
                                                                
Zonguldak İçin 
Kültür Sanat Zamanı 
www.67sanat.blogspot.com.tr
 13 Yaşında!  
Kültür Sanat 
Haberlerinizi Gönderin
haber olsun!
İbrahim Akyürek
67sergi@gmail.com
zsergiodasi@hotmail.com

Safranbolu

Ankara

BİZİM ZOKEV BİZİM ZFD KAPALI,
ÜÇ AYLIK TATİLDELER...
Tersine Dünya Dönüyor!
https://www.facebook.com/tdunyaokulu/

"Yeşil Kuşak" İtirafçısı

Devrim içinde devrim (2013-17)
Rasim Ozan Kütahyalı  Sabah

Dün son 10 senede 'nin yaşadığı siyasal devrimin ilk aşamasını (2007-13) kısaca özetledim. İkinci aşama ise dediğim gibi çok daha karmaşık olmuştur...
***
2007-13 döneminde eski rejim aktörlerine yönelik tasfiyelerin de baş aktörü  ve örgütüydü...
***
Elbette bu tasfiyelerin arkasında hem siyasi irade hem de çok büyük toplumsal destek vardı...
***
Fakat Gülen'in 1970'lerin sonundan itibaren devletin ve yargının içine ektiği fidanlar ağaç olmasa bu devrim yapılamazdı ve askeri vesayet rejimini hiçbir güç yıkamazdı...
***
Dolayısıyla  ile Gülenciler arasında işbirliği bir tercih değil mecburiyetti...
***
Fakat sonrasında Gülen örgütü yapılan bu toplumsal ve siyasal devrimi halkın elinden çalmaya kalktı ve işte o noktada devrim içinde devrim süreci başladı...
***
Türkiye tarihinde görülmedik bir terör örgütüne dönüşen Gülenciler yıkılan Kemalist vesayet rejiminin yerine yeni bir vesayet rejimi inşa etmek istemiş ve bu halk ihtilalinin ikinci aşaması da bu noktada başlamıştır...
***
Hem 17-25 Aralık hem de korkunç  ihaneti demokrasiyi hedefleyen karşı-ihtilal teşebbüsleridir...

     

Burası Zonguldak, Belki de Şırnak...

                  
Zonguldak’ta kangren olmuş sorunların başında gelen kaçak kömürcülük vakası, devlet arazisinde izinsiz, ruhsatsız, çağdışı yöntemlerle sosyal güvenceden yoksun, illegal kaçak kömürcülük, devlet ayıbıdır! 

 KENTTE İNSANLIK DRAMI
 Mustafa Altıntaş   İnanış
Daha kaç 109 kişinin böylesine çağdışı çalışma ortamında yaşamını kaybetmesine seyirci kalınacak? Kaçak kömürcülükle mücadele konusunda gelmiş geçmiş hükümetler ve kamu otoritesince kararlı bir irade sergilenmemiştir!
Aksine istihdam alanları yaratılmayan kentte kaçak kömürcülük siyasiler eliyle kamu otoritesine istihdam alanı gibi lanse edilerek kaçakla mücadelenin akamete uğratılması vicdanları sızlatmıştır!
Zonguldak’ta görev yapan her valinin ortak sorunu kaçak kömürcülük ile mücadele olmasına rağmen bir şey yapılmamış, yapılan toplantılarının tümü de kadik kalmıştır!
              
Geçtiğimiz ay Kilimli beldesinde kaçak bir ocakta meydana gelen olayda cinayet gibi iş kazası yaşandı!
Erol Akbaba, kaçak ocakta desendere tabir edilen yerde kömür yüklü kamyonun çarpması sonucu yaralandı, talihsiz madenci bir saat sonra ocak sahipleri tarafından bir aracın bagajına atılarak çağrılan ambulansa saatler sonra teslim edildiğinde iş işten geçmişti.
Feci bir şekilde yaşamını yitiren madenci eşi iki çocuk annesi Meryem Akbaba "adalet istiyorum’’ diye isyanı yürekleri dağladı! Hiçbir sosyal güvencesi olmayan genç kadın "eşinin saatler sonra sağlık kurumuna değil, ambulansa teslim edilmesi olayın duyulmak istenmemesinden kaynaklandığını ileri sürerek bir cinayet işlendiğini ileri sürdü!’’
            
Son yıllarda kaçak kömürcülerin kurtarılmış bölge haline getirildiği Kilimli ilçesi Damarlı mahallesi açık işletme sahası kaçak kömürcü ve kömür nakliyecilerinin cirit atıldığı merkezi haline geldi.
TTK uhdesinde ki saha ve ormanlık bölgede denetim eksikliği her alanda görülmeye başlandı.
Yıldız Tutal'ı Kim Öldürdü?
Onlarca kaçak kömür ocağına her geçen gün yenileri eklenerek sayıları artarak çoğaldı. Kaçak ocak ağızlarına kurulan bant sistemiyle kömürler poşetlenip ağızları dikilerek sevkiyata hazırlanıyor.
Tabi tüm sorunlar ve olasılıklar göz önüne alınarak, adı sanı belli olmayan poşetlere doldurulan kömürler kamyon kasasının altına yerleştirilip üzerine şirket logosu olan yasal poşetli tüvanan kömürden 15-20 çuval konulup kamufle edilerek, güvenlik kontrol noktalarından rahatlıkla geçilip, civar il ve ilçelere kaçak kömür nakliyatı bu yöntemle devam ediyor.

Düşünce

               
İşte bugün 81 milyon açısından en önemli siyasi tercih, meseleyi siyasetsizleştirmek ile meselenin siyasi olduğunu toplumla paylaşmak, toplumu bu siyasi mesele etrafında örgütlemek arasındaki tercihtir.

 Mesele siyasidir  
Selin Sayek Böke  Birgün
Siyaset sosyal bir olgudur. İnsanların hangi kurallarla yaşayacaklarına dair, verdikleri ya da vermedikleri kararlardır. Mesela kamu ihalelerinin hangi kurallarla verileceği siyasi bir meseledir. Mesela, ihalelerin kapalı teklifle mi, açık teklifle mi yapılacağı siyasi bir tercihtir.
Demiryolu güzergahlarında çalışan yol bekçilerinin demiryolu güvenliği ve toplum sağlığını koruyucu görev üstlendikleri yaklaşımıyla, istihdamlarını güvence altına almakla, yol bekçilerini birer maliyet unsuru olarak görmek arasındaki tercih siyasidir.
Demiryollarının güvenliğini sağlayacak denetimin özel şirketlerce mi yoksa meslek odalarınca mı yapılacağına dair tercih siyasidir.
Projelerin ucuza mal edilmesinin öncelikli olduğu rantçı anlayışın mı, yoksa üretimin güvenliğini de mutlaka niteliğin bir unsuru olarak gören anlayışın mı hakim olacağına dönük tercih siyasidir.
Maden ocaklarına yaşam odası kurulmasını zorunlu kılıp kılmamak bir siyasi tercihtir. Bunun denetimini özel şirketlere taşere etmekle, kamu görevi olarak görmek arasındaki tercih siyasidir.
Kamu yönetiminin özel sektör tarafından yutulmasını tercih etmek siyasidir.
https://www.birgun.net/haber-detay/mesele-siyasidir-222729.html
                   

Saraybosna

SARAJEVO FILM FESTIVAL
Bosna Hersek'te 1992-1995 yıllarında yaşanan savaşın izlerini silmek ve başkent Saraybosna'yı yeniden kültür ve sanatın merkezi haline getirmek amacıyla her yıl düzenlenen Saraybosna Film Festivali, geçmişte dünyaca ünlü birçok ismi ağırladı.
Balkanlar'ın en önemli film festivali olarak kabul edilen Saraybosna Film Festivali'ne bugüne kadar Robert de Niro, Angelina Jolie, Brad Pitt, Orlando Bloom, Daniel Craig, John Malkovich, Morgan Freeman, Gerard Depardieu ve Benicio del Toro gibi birçok ünlü isim katıldı.
Festival, Bosna Hersek'te bu yıl 10-17 Ağustos 2018 tarihlerinde olacak.
https://www.facebook.com/sarajevofilmfestival/
                     
https://www.ntv.com.tr/sanat/saraybosna-film-festivali-soguk-savasla-baslayacak,XNwAhdXPH06qM-NWf9SCbw

Karaburun / İzmir

      
"İnternette dolanan bir kişi 
şekerci dükkanına salıverilmiş 
bir çocuk gibidir"
Zygmunt Bauman & Rein Raud
İki yazar elektronik ortamda tartıştılar. 
Bol bol teknolojiyi ve güncel dertleri konu aldılar.

DVD / Bu filmde hepsi var!

Demiryolcular (Emekçiler)
  Güney Yorkshire'da, bir grup demiryolu çalışanı, özelleştirme yüzünden hayatlarının bir daha eskisi gibi olamayacağını fark ederler. Doğu Midland Altyapı'nın gelişiyle birlikte hayat bir anda "küçültme" ve "verimlilik" gibi kelimeler üzerinden ilerlemeye başlar. Eskiden işçilerin sahip olduğu dayanışma şimdi yerini şüpheye ve belirsizliğe bırakmıştır. Yıllar yılı yan yana çalışan insanlar kendilerini farklı, rakip firmalarda bulur. Kazancı artırmak için yapılan bütçe kısıtlamaları ise şüphesiz ki talihsizliklere yol açacaktır.  
https://www.idefix.com/Film/Navigators-Emekciler/Yabanci-Sinema/Drama-Duygusal/urunno=0000000616847

     
İşte Zonguldak'ın Antik Haritası
   Pusula

Filyos


Antik kent artık su altında aranacak!
Karadeniz’in tarihine önemli katkılar sunacağı düşünülen antik kentteki kazı çalışmaları, 2006 yılında başladı. 60 hektarlık alanın geçen 11 yılında yapılan kazılarda çeşitli dönemlere ait yazılı eserler, hamam, kilise, tapınak, liman, kale ve sahil surları, su kemeri, mendirek kalıntıları, antik tiyatro, mezarlar, madeni para, madeni eserler ve seramikler bulundu. Teion antik kentinde bu yılki kazı çalışmaları Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şahin Yıldırım başkanlığında, üniversite öğrencisi, işçi ve uzmandan oluşan 50 kişilik ekip tarafından yürütülüyor.Geçen yıl su altında yapılan çalışmalarda Filyos kıyısının önemli bir ticaret merkezi olduğu yönünde önemli bulgulara rastladıklarını ifade eden Doç. Dr. Şahin Yıldırım, “Su altındaki çalışmalar ağustosta başlayacak. Geçen yıl 8 adet gemi kalıntısı tespit edildi. Bu gemilerden kıyıya yakın olanlarında çeşitli kazılar yapacağız. Hazırlıklarımızı tamamladık. Roma, Selçuklu ve Bizans dönemine ait batıklarımız mevcut ” dedi.
https://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2018/07/09/antik-kent-artik-su-altinda-aranacak/ 
                 
 Ken Loach:
“Irkçılık umut kaybedildiğinde kök salmaya başlıyor ve insanlar ırkçı davranışlarda bulunuyor. Birliktelik ve eli açıklık insanlar güçlüyken ortaya çıkıyor. Cömertliğin paylaşılan bir güç olduğunu söylüyorlar. Geleceğe dönük endişeleri olmadığında, kendilerine ve çevrelerine güvendiklerinde beraber çalışabiliyorlar ve birbirlerine karşı cömert ve hoşgörülü olabiliyorlar. Yani güveni garanti altına alabilecek bir ekonomik sistem gerekli. Biz doğal olarak komşularımızla iyi geçinmeye eğilimli değil miyiz? Eğer bir şişe süte ihtiyacınız varsa komşunuzdan istemez misiniz? Eğer kapıda kalırsam eve girmek için sizin pencerenizi kullanmayı isterim. Bunlar komşuluk ilişkileridir. Ama kendinizi dışlanmış hissettiğinizde, sorunlarınız varsa ya da kızgın olduğunuzda cömertlik bundan olumsuz etkilenir.” 
Ken Loach:"Sorun Sistemdeki Bozukluklar Değil, Sistem"

Mazi ya da tekerrür

 
Tarih 22 Temmuz 2004 
Dünya Bankası ve yerli iş ortakları 
Pamukova'da hız yaparken yakalanmıştı!
      
                 
SANAT DEMANSI ÖNLÜYOR!
Mayo Clinic’in gerçekleştirdiği araştırmada, haftada en az bir kez sanat yapanlarda zihinsel bozukluk riskinin diğer deneklere oranla yüzde 28 daha az olduğu görüldü.  Yonas E. Geda önderliğindeki çalışmada 70 yaş ve üzeri bir deney grubu 4 yıl boyunca 15 ayda bir incelendi. Bu süreçte 1929 katılımcının bilgisayar kullanımı, sosyal aktiviteleri ve oyun oynama becerileri de takip edildi. (Sanatatak)
                  

Beşiktaş / Sıkıyönetim Yasaklamıştı...

Kazım Koyuncu şarkılarıyla anıldı

Yasağa rağmen Abbasağa Parkı'nda toplanan sevenleri Kazım Koyuncu'yu andı. “İnsan ölür isyan yaşar Kazım isyandır” pankartının asıldığı parkta, “Kazım koyuncu ölümsüzdür”, “Kazım isyandır engellenemez” sloganları atıldı. Parka gelen yurttaşlar Koyuncu’nun hafızalara kazınan eserleri ile horon oynadı. Günün ilerleyen saatlerinde sahne alan sanatçılar Koyuncu’nun eserlerini seslendirdi. 
https://www.artigercek.com/koyuncu-sarkilariyla-anildi

         

Nebioğlu’nda alkışlanacak proje

Nebioğlu Belediyesi ile Şehit Sacit Olcay Kabaklıoğlu M.T.A Lisesi Müdürlüğü arasında okul bahçesindeki seralarda üretilen sebzeleri, beldedeki maddi durumu yetersiz ailelerle paylaşma konusunda protokol imzalandı.
Öğrencilerin kendi elleriyle diktikleri fideler meyve vermeye başladı. Bu Sosyal Sorumluluk Projesiyle öğrenciler üretmenin ne kadar çok önemli olduğunu ve ürettiklerini paylaşarak yardımlaşmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu daha iyi anlamış oluyorlar.
İmzalan protokol gereği ürünler öğrenciler tarafından belirli aralıklarla toplanıp paketlenecek ve zabıta müdürlüğüne teslim edilecek. Belediye ise kendilerinin belirlediği ailelere paketlenmiş sebzeleri teslim edecekler.

Aziz Nesin'e Veda: 6 Temmuz 1995


                                                                                               
Çuvala doldurulmuş kediler zamanı
İbrahim Akyürek
Aziz Nesin bir kitabında, padişahlardan birinin zamanında İstanbul’da çuvala doldurulup adalardan birine bırakılan kedilerin durumunu anlatır. Sokakta birbiriyle gezip oynayan o kediler çuvala girince birbirini tırmalamaya başlarmış.
Günümüzde o kedilerin durumunu fazlasıyla yaşıyoruz. Aynı sosyal sınıfın insanları piyasa ekonomisi çuvalının içini doldurdukça saldırganlığın, şiddetin boyutları artıyor. 
Sağlık sisteminde yapılan düzenlemelerle millet eski dertler bitecek, bıçak parası kalkacak, istediği hastaneye gitme özgürlüğüne kavuşacağını sandı. Şimdi asıl kavganın, yeni düzenin daha başlarındayız. Millet şimdi, son 60 yıldır kendisini idare eden “milletin adamları”nın başına yol açtığı çaresizliğin acısını benzerinden; karısından, çocuğundan, eczacısından, doktorundan, işçisinden, öğrencisinden, öğretmeninden, mühendisinden çıkarıyor. 
Söylemekte zorluk çektiğimiz, karşılığı olan Türkçe anlamın ne olduğunu bile bilmediğimiz meşhur “performans” sözcüğü ekrandaki yarışmalardan fabrikalara, okullara, hastanelere, mahkemelere sokulmaya başlandı.
Önceden kamunun hastanesinde kalabalıktan, yetersizlikten, beceriksizlikten ilgi görmezdiniz çaresizdiniz, şimdi fazla ilgiden ( her tıbbi işlem, her icat edilen hastalık, her ilaç torbası) oluşan kalabalıktan sonra yine çaresizsiniz. Ha en baştaki cumhuriyet, ha şimdiki cumhuriyet; değişmeyen tek şey büyük çoğunluğun maddi - manevi çaresizliği.
Çaresiz olan ne yapar? Normal bir kafa, bilincinde olan kafa derdini oy verdiği partinin kapısına giderek anlatır, dilekçesini yazar; meslek örgütü, sendikası, derneği varsa gider yardım ister, bir bilene danışır, olmadı çevresine kendi benzerlerini toplar söke söke hakkını ister. Eskiden bu tür yasal yurttaşlık görevini eksiksiz yapma girişiminde, yani hak isteğinde olanlara “komünist” denirdi, şimdi “terörist” deniyor. Çaresizlerin nefretinin yöneltileceği toplum kesiminin ismi değişti sadece.
Toplum çözüldükçe, yurttaşlık tüketici davranışına, dayanışma da profesyonel kurumlara havale edilince; köşeyi dönmenin araçları, fırsatları kalabalıklara sunuldukça tabancalar, bıçaklar, küfürler çaresizliğin ifade araçları oldu. Yumruk kullanmak bile eski moda oldu.
Bir elin parmaklarından çok kitabı dilimize çevrilen Arno Gruen okuma yazma bilen herkesin anlayacağı dilden yazıp, bir yanılgıya dikkat çekiyor; “Bizi tehdit eden çaresizliğin kendisidir, ona neden olan durum değil. Böylece kendi çaresizliğimizi ortaya çıkarabilecek her şeyden intikam alırız."
Dikkat edin “neden” diyor, “durum” diyor; yani benim anladığım sistem, düzen, koşullar demek istiyor. Yani sağlık sisteminin nasıl olmasını emreden Dünya Bankası, bu bankanın ülkemizdeki adamlarının ve kadınlarının örgütlenip toplandığı TÜSİAD, TUSKON asıl tehdittir, diyor. Bu örgütlerin yüzlerce üyelerini bir seferde uçaklarına alıp Afrika’da, Ortadoğu’da "müslüman piyasası" yapan iktidar adamları demek istiyor.
Düzene uymama çabasındaki biz iyiler masumca ne bekliyoruz? Dünya Bankası’nın elebaşısına bıçak çekecek, TUSKON’un camına taş atacak, IMF’ye küfür mesajları gönderecek, AKP'nin kapısına paranın uşakları yazacak bir çaresiz mi bekliyoruz?
Kendini sağ veya sol etiketlemiş, eğitimli eğitimsiz, makamlı makamsız  olması fark etmez; çaresiz, şiddetin her türünü denese ben yine razıyım. Bir de kendi benzerini korkusu nedeniyle hor görür, bir yandan da kendini aşağılanmış hissedermiş çaresiz. Bu hissin üstünü örtmek için güç arayışına girermiş. Gruen yine hepimizin, milletimizin anlayacağı dilden devam ediyor. “Bu yüzden ezilenler, başkalarını ezebilmek için ezenlerin tarafına geçer.”
İşte trajedinin en kocamanı, klasik sanatın tükenmez kaynağı…
12 Eylül Anayasası’na verilen yüzde 92’lik, bu milli anayasanın vaat ettiği ekonomiyi (sağlık, adalet ve eğitimi bir şirket, tüccar gibi çekip çevirmek) yönetmeye aday olan partilere dünden bugüne verile verile yüzde 50’yi bulan millet desteğinin arkasındaki ruhsal sıkıntıyı, arızayı anlayabildiniz mi? Bu arızayı; milleti aptallaştıran korkuyla açıklayıp yüzdeli açıklama yapan çağımızın Nasrettin Hocası Aziz Nesin’i unutmak mümkün mü?
Aönce başıma geldi. Telekom’dan aradılar. Gariban belki sözleşmeli, belki taşerona bağlı; kadıncağız otamatiğe bağlanmış gibi dayanılmayacak kadar uzun konuşma ile yeni tarife fırsatını anlattı. Kızıp parlayacaklar için kayıt altında olduğum uyarısını yaptı. Kızsanız başka başka olup başkalaşacağız, horlaşacağız. Biliyorum ki O da, Ben de; K.Evren-T.Özal ortaklığıyla azan bu sistemin kurbanlarıyız. Ama; kızgınlığın enerjisinden bir şey yaratmak zorundasınız ki, ruhunuz yara almasın, kendimizi ezik hissetmeyelim. Ezikliği benzerimize aktarıp, kötü ilişkili adamlara yaslanıp huzur aramayalım.
  Nisan 2012 
Zonguldak Yazıları Kitabı
         
Faili Kamuda Dönüşüm
Eser Sandıkçı yazdı: